HABERLER TEKNOLOJİ VE ŞİFALI BİTKİLER

Loading...

GÜNCEL TÜRKİYE VE DÜNYADAN HABERLER

Loading...

HERBİŞEY CANLI TV : BU SİTE CANLI TV İZLEME SİTESİDİR .BURDAN ULUSAL VE YEREL BİRÇOK FARKLI KANALI CANLI OLARAK İZLEYE BİLİRSİNİZ. İSTEDİĞİNİZ TV PROGRAMINI DİZİ VE FİLMLERİ TV İLE AYNI ANDA İZLEMEK İÇİN İZLEMEK İSTEDİĞİNİZ TV KANALININ AMBLEMİNİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ.

Pazar

BİLECİK HAKKINDA HERŞEY,BİLECİK TARİHİ VE TARİHÇE,COĞRAFİ AÇIDAN BİLECİK,BİLECİKTE KÜLTÜR VE TURİZM,BİLECİKTE TARİHİ YERLER,BİLECİK KÜLTÜRÜ,BİLECİK RESİMLERİ,BİLECİK TANITIM FİLMİ,BİLECİKTE YÖRESEL MUTFAK,BİLECİK HALK OYUNLARI

                                     BİLECİK TANITIM VİDEO FİLMİ

BİLECİK HAKKINDA HERŞEY,BİLECİK TARİHİ VE TARİHÇE,COĞRAFİ AÇIDAN BİLECİK,BİLECİKTE KÜLTÜR VE TURİZM,BİLECİKTE TARİHİ YERLER,BİLECİK KÜLTÜRÜ,BİLECİK RESİMLERİ,BİLECİK TANITIM FİLMİ,BİLECİKTE YÖRESEL MUTFAK,BİLECİK HALK OYUNLARI ...
Fotoğraf Galerisi

1.jpg2.jpg3.jpg4.jpg5.jpg



Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 4.307 km²
Nüfus: 194.326 (2000)
İl Trafik No: 11
Bilecik ili, Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda; Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerinde yer alır. İlin bilinen en eski isimleri arasında Agrilion ve Belekoma vardır. Bilecik, Osmanlı İmparatorluğu' nun doğduğu topraklardadır. Sakarya ırmağının etrafında kurulan ve göletleri ve derelerinin zenginliği ile tanınan yöre antik çağlardan günümüze tarihin izlerini taşır.
İLÇELER:
Bilecik ilinin ilçeleri; Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt ve Yenipazar'dır.
Bozüyük: Bozüyük Frigler döneminde oluşmuş bir yerleşim merkezidir. 1908’den sonra Ertuğrul Livası’na bağlanarak Kaza merkezi yapılmıştır. Bozüyük Bilecik’in il olması ile birlikte 1924 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.
Gölpazarı : Bizanslılar döneminde Harmankaya Tekfurluğu’na bağlı olan Gölpazarı, Osman Gazi tarafından alınmıştır. Gölpazarı kuruluşundan itibaren sıra ile Resulşel, Dönen ve Akçaova (Akçaoba) adlarıyla anılmış, son olarak Gölpazarı adını almıştır.
İnhisar : İnhisar önceleri Söğüt’e bağlı bir bucak iken mütevazı nüfusuna rağmen coğrafi konumu dikkate alınarak 1991 yılında ilçe yapılmıştır.
Osmaneli : Osmaneli çok eski bir yerleşim yeridir; Trakyalılar, Romalılar ve Bizans'a ait kalıntılar bunu göstermektedir.
Pazaryeri :Pazaryeri'nde ilk yerleşim 1273 yılında olmuştur. Pazaryeri'nde hediyelik ve turistik toprak ev eşyası ve ağaç eşya yapımcılığı da sürdürülmektedir.
Söğüt : Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından bir kuşatma ve mücadele sonucunda 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır. Ertuğrul Gazi Türbesinin de içinde bulunduğu ilçe önemli bir turizm merkezidir.
Yenipazar : Eski adı Kırka olan Yenipazar, Cumhuriyetten önce Bolu’nun Göynük ilçesine bağlıydı. 1926’da bucak olarak Gölpazarı’na bağlanmış, 1988’de de ilçe olmuştur.



TARİHÇE

Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950’ lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik’in bilinen ilk adı Belekoma’ dır.
Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu’nun Orta Asya’dan 400 çadırla gelip Söğüt’te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yaptığı yerdir. İlin tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik’teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.
Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muhteşem törenlerle kutlanan “Ertuğrul Gazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri”ne çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.
Tarih Öncesinde Bilecik:

Bilecik’te ilk yerleşim MÖ 3000’den öncelere rastlamaktadır. Anadolu’da Tunç Çağına geçiş sürecinde önemli bir yeri olan Bilecik’ten MÖ 3000’lerde tunç yapımı için kalay çıkarıldığı bilinmektedir.İlin bilinen en eski isimleri Agrilion ve Agrillum’dur.Daha sonraki dönemlerde Bilecik Bizans İmparatorluğu sınırları içine giren bir yerleşim yeri olmuştur. Doğu Roma (Bizans) döneminde şehir Belekoma ismiyle anılıyordu. Bilecik o zaman, şimdiki Bilecik’in doğusunda, Hamsu ve Tabakhane derelerinin oluşturduğu vadiler arasındaki bir kaya çıkıntısı üzerine inşa edilen kale çevresinde kurulmuştu.
Antik Çağda Bilecik:
Antik Çağ’ da Bilecik’le ilgili özel bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kentin bu çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilmektedir.

Bitinya bölgesinin bilinen tarihi MÖ 1950’lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar.Bölge Thynler’den sonra kronolojik sıra ile: MÖ 1550-1400 Mısırlılar, 1400-1200 Hititler, 1200-676 Frigler, 676-595 Kimmerler, 595-546 Lidyalılar, 546-334 Persler, 334-326 Makedonyalılar, 326-297 Özgürlük dönemi, 297-74 Bitinya Krallığı, 74-395 Roma İmparatorluğu, 395-1299 Bizans (673-678 ve 714-718 döneminde bölge Emevi ve Abbasi hakimiyeti) dönemlerini yaşamıştır.

 Bizans Döneminde Bilecik:
Roma İmparatorluğu MS 395 yılında ikiye ayrılınca, Bitinya Bölgesi ve Bilecik Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu sınırları içinde kaldı. Bizans döneminde Belekoma Kalesi Bilecik’te inşa edilmiştir. Bizans döneminde Bilecik bir Tekfurluk idi. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (797 yılında), Bitinya bölgesinin diğer şehirleri gibi Bilecik ve Söğüt civarı da fethedilerek Abbasi idaresine sokulmuştur. Çevresi kale ile korunan Belekoma kenti tarih içinde Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç kez el değiştirmiştir.

Selçuklular Döneminde Bilecik:
Selçukluların bir boyu olan Kayıların bir bölümü (400 çadırlık bir oba) Ertuğrul Bey yönetiminde batıya doğru yer değiştirerek Söğüt ilçesi ve çevresine gelmişlerdir.
Osmanlı vaka-i namelerinde Kayıların Söğüt ve çevresine yerleşme tarihi olarak 1230’lu yıllar gösterilmektedir. 1231 yılında İznik İmparatoru Selçuklu sınırına tecavüz edince Selçuklu Sultanı I. Aleaddin Keykubat Bizanslılara karşı bir sefer düzenlemiş, Ertuğrul Bey de bu sefere bir akıncı olarak katılmıştı. Selçuklu ve Bizans orduları arasında Sultanönü mevkiinde meydana gelen savaşın sonucunda Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt dolayları Büyük Selçuklu Devleti’nin eline geçmişti. I. Aleaddin Keykubat Belekoma (Bilecik) Tekfurunu vergiye bağladı. Savaşta büyük yararlıklar gösteren Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü mülk, Domaniç’i de yaylak olarak verdi.

Yine Osmanlı kaynaklarına göre Ertuğrul Bey 1281 yılında ölmüştür. Türbesi Söğüt ilçemizde bulunmakta ve her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi Şenlikleri ile anılmaktadır.

Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinin değerli önderidir. Kayı boyu ise Osmanlı Devletinin nüvesi, kurucusudur. Böylece Söğüt ve dolaylarında kök salan 400 çadırlık uçbeyliğinden bir Devlet doğmuştur.

 Osmanlılar Döneminde Bilecik:
Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra Kayıların başına Osman Bey geçti. Osman Bey ve silah arkadaşları Bizans’a karşı savaşıyor ve bu savaşlarda sürekli başarı kazanıyorlardı. Kayıların bu başarılarında Şeyh Edebali’nin büyük rolü olmuştu.

Şeyh Edebali Ahi idi. Ahilik; tarım dahil bütün zanaat dallarında halkı, çalışanları teşvik eden, herkesi kardeş bilen, çalışanlara her türlü yardım elini uzatan örnek bir örgüt anlayışı idi ve Fakih Şeyh Edebali Kayı Ahilerinin önderi idi. Şeyh Edebali o sıralar Eskişehir ili sınırları içindeki İtburnu Köyünde oturuyordu. Daha sonra medresesini Söğüt ve son olarak da Bilecik’e taşımıştır.

Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılardan zaptetti. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınındaki İkizce’de (Erice) yenilgiye uğrattı.

Osman Bey ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan savaşlarını izleyen Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine geldi. Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşattı. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri döndü. Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e verdi. Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okuttu(1289). Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk işaretleri olarak nitelendirilmektedir.O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kentti. Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmıştı. Osman Bey 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetti.

Bilecik, Yıldırım Bayezid dönemine kadar Osmanlı yönetiminde kalmış, ancak, 1402 yılında Ankara meydan savaşında Bayezid’in Timur’a yenilmesi sonucunda 2 ay kadar Timur’un hakimiyetine geçmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından geri alınmıştır.

Bu tarihten sonra, Osmanlı yönetimi sırasında Bilecik giderek gelişmiş, ancak, şehrin kurulu bulunduğu alanın iskân için uygun olmaması daha hızlı gelişmesini engellemiştir. Bununla birlikte Bilecik Bursa ve İznik’ten Eskişehir’e ve Anadolu içlerine giden yol üzerinde önemli bir konaklama ve dinlenme yeri olarak önemini korumuştur.

Bilecik Trakya ve Marmara bölgelerini İç, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle Ön Asya’ya bağlayan İstanbul-Bağdat demiryolu kenarında kurulmuştur. Roma ve Bizanslılar zamanında kent merkezinin küçük bir yer olduğu sanılmaktadır. Türklerin eline geçtikten sonra önem kazanmıştır. Osman Gazi’nin fethettiği ilk önemli kale olması ve Şeyh Edebali Türbesi’nin burada bulunması, şehre olan ilgiyi artırmıştır.

Önceleri kale çevresinde yerleşik kent daha sonra Şeyh Edebali Türbesi, Orhan Gazi camii ve yakınındaki medreseye doğru büyümeye başlamıştır. Şehir Türk hakimiyetine geçtikten sonra, önceleri Türkler ve Rumlar ayrı mahallelerde oturmuşlardır. Örneğin, Türkler daha çok Osman Gazi, Orhan Gazi ve Aşağı Camiler çevresine yerleşmiş, Rumlar ise bugünkü Bilecik merkezinin bulunduğu bölgede yoğunlaşmışlardı. Zamanla toplumlar arası sosyal ve ekonomik ilişkiler kurulmuş, iki toplumun ayrı mahallelerde oturması eğilimi ortadan kalkmış, devlet yapıları Yukarı Mahalleye yapılmaya başlanmış ve kent bugünkü yerleşim yerine doğru gelişmiştir.

Kurtuluş Savaşında Bilecik:

İstiklal Savaşında T.B.M.M. hükümet ile İstanbul’da bulunan hükümet arasında ortaya çıkan ihtilafı gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükümeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istedi. Görüşmenin Bilecik İstasyon binasında yapılması kararlaştırıldı.
Heyetler 5 Aralık 1920 günü Bilecik İstasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa, elçilerden Cevat Bey, Ziraat Nazırı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyette İsmet Bey (İnönü) de bulunuyordu. Bilecik Mülakatından olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir.

Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından taarruza geçti. 8 Ocak 1921 akşamı Bilecik-Karaköy-Muratdere hattına kadar geldi. Böylece Bilecik işgal edilmiş oldu (Bilecik’in Yunanlılar tarafından ilk işgali).

İnönü Savaşı:
I. İnönü Savaşı tümüyle Bilecik toprakları üzerinde geçmiştir. Akpınar, Oklubalı mevzilerinde göğüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. Üst üste yenilgiyi alan Yunan ordusu geri çekilmeye başladı. Öyle ki, 11 Ocak 1921 günü taarruzu ilk başlattıkları Zevvare Tepe, Tepeköy, Oluklu, Rızapaşa, Poyra, Beşkardeş Dağları, Zemzemiye ve Bursa’nın doğu mevzilerine kadar çekilmişlerdi. Bilecik’in ilk işgali 8-11 Ocak 1921 tarihleri arasında sadece 4 gün sürmüştür.

 II. İnönü Savaşı:
II. İnönü Savaşı, 23 Mart 1921’de Yunan ordusunun yeniden Bursa-Uşak kesimlerinden taarruzu üzerine başlamış ve Bilecik ili toprakları üzerinde geçmiştir.
Albay İsmet Bey yönetimindeki Türk kuvvetleri, Yunan birliklerini Bilecik-Pazaryeri ve İnegöl hattında karşılamış ve 26 Mart’ta ise Söğüt-Gündüzbey yolu, Yazıahlat-Karaköy demiryolu ve Bozüyük’ün batısı-Karasu çizgisinin oluşturduğu asıl mevzilerinde savaşmıştır.

İntikam Tepe, Zevvare Tepe ve Nazımbey Tepelerinde kanlı çarpışmalar oldu. Yunanlılar 1 Nisan 1921 akşamı 1. ve 61. tümenlerimizin yaptığı saldırılarla buralardan atıldılar. II. İnönü Savaşı şanlı Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.

II. İnönü Savaşları sırasında Bilecik iki kez daha Yunanlılar tarafından işgal edildi (ikinci ve üçüncü işgal). Geri çekilirken 12 Temmuz’da Karaköy ve Yeniköy’ü işgal eden Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921’ de Bilecik’e girdiler (ikinci işgal). Fakat, Türk Kuvvetlerinin karşı saldırıları sonucu şehri birkaç gün içinde boşalttılarsa da 22 Temmuz 1921’de yeniden Bilecik’e girdiler (üçüncü işgal). En uzun işgal de bu olmuştur. Ancak 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle istilacı Yunan ordusuna karşı son ve kapsamlı zaferi kazanan Türk ordusu, 4 Eylül 1922’de Söğüt ve Bozüyük, 5 Eylül de Pazaryeri ve 6 Eylül l922’de ise Bilecik’i Yunan işgalinden kurtarmıştır.

Yunanlılar bu ilçeler ve il merkezini boşaltırken bir çok yerde yangınlar çıkararak buraları harabeye çevirdiler. Örneğin, Bilecik’te ancak Yukarı Mahalledeki birkaç evle, Tabakhane Mahallesi yangın ve tahripten kurtarılabilmiştir. Yangınlar sırasında 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.

 Cumhuriyet Döneminde Bilecik:
Böylece Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.

Bilecik Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını vermiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir.

Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.
M.1.1.7.Tarihi,Kültürel, Arkeolojik ve Turistik Özellikli Alanlar
Kent içinde yer alan tarihi, kültürel ve arkeolojik alanlarla ilgili olarak kısmi çalışmalar yapılmış olup yapılan ve yapılacak olan çalışmalar Kültür Bakanlığının denetimindedir. Ayrıca yeni bir girişim olarak eski Bilecik yerleşiminin, fotoğraflara göre tespiti ile bu bölgede var olduğu bilinen 1200 adet konut, 7 adet cami, hamam, kervansaray gibi diğer sosyal tesislerin yeniden inşa edilerek Bilecik’in eski kimliğine kavuşması ile ilgili bir çalışmamız 1.1.5 maddesinde açıklanmıştır.

COĞRAFYABilecik ilinin en önemli akarsuyu Sakarya Irmağı olup, bir doğal göl, bir de baraj gölü bulunmaktadır.İlin orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1000 metre ve daha yükseklerde ise karaçam, kayın, kızılçam, kestane, köknar türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır.
Bilecik' de İç Anadolu Bölgesi' nin sert ve az yağışlı karasal iklimi ile Akdeniz ve Karadeniz kıyılarının ılık ve yağışlı ılıman iklimleri arasında geçiş iklimi görülür.


Kültürel Detaylar 



                                                              Mahalli Kıyafetler
Bugün Bilecik’te dokunup giyilen kıyafet çok azdır. Bazı köylerde ağaç el tezgâhlarında dikilip giyilmektedir. Bir de beyaz dokumadan yapılan kumaş, tere otu ile kazanlarda kaynatılıp siyaha boyanır. Bu dokumalardan erkek poturu. pantolonu ve yeleği dikilir.

Kadın ve erkeklerin kıyafetleri kullanılma zamanına göre değişmektedir. İş kıyafetleri yörük ve manav köylerinde hemen hemen aynıdır. Manav köylerinde kadınlar don, entari, başta çember ve onun üzerinde beyaz renkte örtme, sırtta ise siyah renkte saya denilen giysi vardır. Örtme ve sayanın örtünme işi özel bir marifet istemektedir. Ayaklarında ise örme çorap ve lastik ayakkabı (daha eskiden çarık) giyilir. Erkeklerde ise pantolon, ceket, entari, koyun yününden örme kazak, başta şapka, ayakta ise yün çorap ve ayakkabı vardır.

Yörük köylerinde de aynı kıyafetler giyilir. Kadınlar saya giymez. Yalnızca örtmenin üzerini çeki ile bağlarlar. Önlerine önlük takarlar. Bu kıyafetler yaz kış giyilir

Bayramlarda, Düğünlerde Önemli Günlerde Giyilen Kıyafetler 

Manav kadın ve erkekleri de yörük erkekleri de iş kıyafetlerinin yenisini yabanlık, urba veya bayramlık diye isimlendirirler.

Yörük kadınların kıyafetleri çok değişiktir. İçte al göynek (kızlar giyer), ak göynek (evliler giyer) bunun üstünde kutlu kumaş ve onun üstünde de üç etek vardır. Hakim renk al’dır. Kenarları, yanları işlemeli ve uzundur. Önleri ise açıktır. Kırmızı renkte yünden dokunan kaba kumaş bele sarılır. Uzunluğu beş metre kadardır. Kenarları püsküllüdür. Bu püskülleri mavi boncuk arkadan sarkan yün örmesi kuşak vardır. Kaba kumaş ve püsküllü, kıyafetlerin dağılmasını sağlar. Bunların üzerine bele gümüş kemer takılır. Bunun kıyılarında sağından ve solundan sarkan işlemeli yağlıklar vardır. Önde ise önlük vardır. Kıyafetlerin korunmasını sağlar. Üstte ise kadife kumaştan yapılmış ve işlenmiş sarkan (cepken) bulunur. Genelde al renkte veya onun tonlarıdır. Gömleğin, kutlu kumaşın, üç eteğin açık bıraktığı yerleri kapatan, boyuna takılan bir de bağır mendili vardır.

Başı örten başlık ise kendine has rengi, özelliği bağlaması ile dikkati çeker. Saçaklı vala diye isimlendirilen başlık ortası al renkte olup, teller iç köylerde işlenir. Kenarlarında ise yeşil ve mavi renk hakimdir.

Valanın kıyı kısımları ise oya, boncuk ve pullarla işlidir. Bu kısımlar üçgen şeklinde omuzlardan aşağıya doğru sarkar. Örgülü saçları başın üstünde bağlanır. Bunun üzerine iğne oyalı boncuklu, pullu işlemeli çember bağlanır. (Çeki şeklinde bağlanır). Valanın altında baş altınlarını tutan fes, onun üstünde çember vardır. Ayakta ise beş şiş ile örülen nakışlı uzun çorap vardır. Bunun rengi ise al, yeşil,beyaz, lacivert, siyah karışımıdır. Her çorabın üstünde mavi boncuk bulunur. Bunun üzerinde ise ayakkabı vardır. Altta ise çorapları örtmeyen uçkurlu ağlı iç donu bulunur.

Bugün bu kıyafetler yaşamakta ve giyilmektedir. Kadınlar takı olarak; baş altını, gümüş kemer, örgülü saçlara mavi boncuklu nazarlıklar, gümüş, altın bilezikler, beşi bir yerde, sarı lira altın, gümüş küpe gibi ziynet eşyaları takarlar. Bu kıyafetler Bilecik’in mahalli kıyafetleridir.

Erkeklerin içinde yukarıdan giyilen önü kapalı ak göynek vardır. Bunun üstünde yakasız göynek (entari) bunun üstünde kollu işlemeli cepken vardır. Altta ise ağlı, arkadan kabarmalı işlemeli uçkurlu don diz kapaklara kadar uzanır. Bele sarılan bir de kuşak vardır. Püsküller yandan sarkar. Bu kuşağın sabit durmasını sağlar. Ayaklarda ise diz kapaklarına kadar uzanan örme yün çorap vardır.

Yöresel Mutfak 

Bilecik ili geleneksel beslenme yöntemleri etkinliğini sürdürmektedir. Beslenmede, tahıl türleri ilk sırayı alır. İl’e özgü yemeklerin çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Yöre halkının bir bölümü ekmeğini kendisi pişirir. Pide, bükme, hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir.

Ayrıca yeni sönmüş ocağın kıvılcımlı küllü ateşine gömülerek yapılan kömme diye adlandırılan bir tür ekmek de yapılmaktadır.

Yöre halkı makarna,tarhana,kuskus,erişte gibi yiyecekleri de kendisi hazırlar.Bilecik’te,kentsel beslenme biçimleri giderek etki  alanını genişletmektedir.Ancak,geleneksel beslenme düzeni ve özgün yemekler,ağırlığını korumaktadır.Büzme,nohutlu tavuklu mantı,keşkek,ovmaç çorbası, mercimekli mantı,kesme hamur,saçta yufka böreği, yağlı yufka, su böreği,keklik kebabı güveç, kuru fasülye, kuskus pilavı, piruhi, samsı, pancar pekmezi, saç kebabı, köpük helvası, hoşmerim, kıtırcı helvası, karacaoğlu helvası, cevizli üzüm sucuğu, mantı, kavurma ;Bilecik’e özgü yemeklerin başlıcalarıdır.
Dağ Eriği Ekşili Kesme Çorbası
Kullanılan malzemeler: 

1.5 su bardağı yeşil küçük mercimek
1.5 su bardağı makarna(ev yapımı)
5-6 bardak et suyu
 1 su bardağı dağ eriği ve kızılcık kurusu
Bir miktar karabiber,kimyon,tuz
 Bol miktarda nane
 2 baş soğan
2 diş sarımsak
1 çorba kaşığı salça
Bir miktar sıvı yağ
50 gr. Tereyağ 

Hazırlanışı: 1 kaşık sıvı yağda soğanlar incecik doğranır ve hafif sarartılır. Mercimek ve et suyu ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Mercimekler pişince makarna eklenir ve 1-2 taşım daha kaynatılır. Ayrı bir tavada dövülmüş sarımsak, salça, karabiber, kimyon ve nane tereyağ ile çorbanın üzerine sos olarak hazırlanır. Servis yapılacağı zaman bu sos kesme çorbanın üzerine gezdirilir. Dağ eriği ve kızılcık kurusu bir kapta 2 bardak su ile kaynatılarak özel lezzeti haiz ekşi hazırlanır. Arzu edildiği kadarı çorbaya eklenir. Sıcak servis yapılır.
Bıldırcın Kebabı

 Kullanılan malzemeler: 5 Adet Bıldırcın
 50 Gr. Tereyağ
 20 adet patates
 1 adet domates
 1 baş küçük soğan
 1 diş sarımsak
 1 adet yeşil biber
 Karabiber ve tuz
Hazırlanışı:Bıldırcınların tüyleri yolunur ve tütsülenir. Güzelce yıkanır, süzülür. Sarımsak, karabiber ve tuz eklenir. 25 dakika sonra pişmiştir. Tencereden çıkartılarak mini fırın tepsisine alınır. Halka halinde kızartılan patates, yine halka halinde kesilen domates, biber tepsiye dizilerek pembeleşinceye kadar bekletilir. Bakır tabağa alınarak özenle tanzim edilir. Sıcak servis yapılır.
Nohutlu Mantı

Kullanılan Malzemeler:

 1kg. un
 1 adet yumurta
 0, 5 kg. nohut
 0,5 kg. yoğurt
 2 bardak su
150 gr. Tereyağı
 tavuksuyu
0,5 çay bardağı sıvıyağ
1 yemek kaşığı salça
 1 demet maydanoz
 1 baş sarımsak
 karabiber, tozbiber, tuz

Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, su, tuz ve un hamur kıvamına gelinceye dek yuğurulur. Yumruk büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Açılan yufkalar 4-5 cm. kare biçiminde kesilir. Bir gün önceden ıslatılan nohutlar dövülüp karabiber ilave edilerek bir karışım elde edilir. Bu karışımdan kesilen parçaların içine misket büyüklüğünde konur, dört köşesinden kapatılarak içine sıvıyağ sürülmüş tepsiye dizilir. Tepsi kızgın fırına sürülür ve altı ve üstü iyice pişirilir.

Pişme işleminden sonda fırından alınarak üzerine mantıların hizasına kadar kaynatılmış tavuksuyu ilave edilerek tekrar fırına sürülür. Fırında suyunu biraz çektikten sonra çıkarılarak üzerine önceden hazırlanmış sarımsaklı yoğurt karışımı dökülerek mantıların üzerine yayılır. Daha sonra üzerine süsleme yapmak için salça, sıvıyağ ve yarım bardak su ateşte karıştırılarak sos elde edilir. Yine mantının üzerine ilave etmek için tereyağ ateşte kızdırılarak tozbiberle renklendirilir. Bu karışımlar da mantının üzerine dökülerek, maydanoz yaprakları ile süslenip, sıcak olarak servis yapılır.
 
Büzme Tatlısı
Kullanılacak Malzemeler:

1,5 kg. un
2 adet yumurta
250 gr. tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
1 yemek kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı tozşeker
1 tutam tuz
1 kg. ceviziçi
1 su bardağı susam
50 gr. Hindistan cevizi
400 gdr. nişasta
6 su bardağı tozşeker (ravak için)
5 su bardağı su(ravak için)
Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, süt, sıvıyağ, sirke, tozşeker ve un karıştırılır ve hamur iyice yuğurulur. Yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Hamura kıvamını verebilmek için yeterli miktarda nişasta ekilir ve açılan yufkalara çekilmiş ceviziçi serpilir. Yufkalar tekrar oklavaya özenle sarılır. Sarılma işleminden sonra hamurlar oklavada iken büzdürülür ve oklava içinden çıkarılır. Büzülmüş parçalar isteğe göre kesilerek yağlı tepsiye dizilir. Üzerine 250 gr. tereyağı eretilerek dökülür. Norman sıcaklıkta kızdırılan fırına sürülerek, pembeleşinceye kadar pişirilerek kızarması sağlanır. Pişirme işlemi bittikten sonra soğuması beklenirken, üzerine dökmen için 6 su bardağı tozşeker 5 su bardağı su ile ravak şeklini alıncaya kadar kaynatılır. Ravak 15 dakika kadar bekletildikten sonra tepsinin üzerine dökülerek soğumaya bırakılır. Diğer taraftan 1 su bardağı susam ezilerek ateşte kavrulur ve tepsinin üzerine yayılır. En son olarak 50 gram hindistan cevizi ile üzerine süsleme yapılır.

El Sanatları ve Hediyelik Eşyalar
Pazaryeri ilçesinin Kınık köyünde yaklaşık yüz yıldan beri süregelen toprak ürünleri eşya yapımcılığı "çömlekçilik” gittikçe yaygınlaşarak gelişmiştir.
Önceleri yalnızca su kabı, sürahi ve testi gibi ürünler yapılırken, zamanla ürün çeşitleri ço-ğalmış, çanak çömlek yapımıyla uğraşan atölye ve insan sayısında da önemli artışlar olmuştur. Ya-pım sürecinde, Kınık köyü yataklarından çıkan kırmızı kil çeşitli işleme aşamalarından geçirildikten sonra karıştırılarak kalitesinin artması sağlanır ve helezondan geçirilerek vakumlanır. Daha sonra şekillendirilmeye hazır hale gelen çamur el ile işlenip fırınlanır.
Kınık köyünde yapılan el sanatları başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük şehirler-de büyük rağbet görmektedir


Halk Oyunları
Bilecik, halk oyunları ve türküleri bakımından çok zengindir. Fakat türkü ve oyunların çoğu derlenmemiş, araştırılmamış ve milletimizin beğenisine sunulmamıştır.
Yörede oyunlar ve türküler iç içedir. Bütün türkülerin bir de oyunu vardır.

Türkülü oyunların bazıları hem erkekler hem de kadınlar tarafından oynanır. Aşağıdan Gelen Hanım Oynasın, Kız Pınar Başında Yatmış Uyumuş, Et Koydum Tencereye gibi. Fakat, oyun figürleri ve ritmi değişiktir. Bu sebeple kadınlar ve erkekler aynı anda oynayamazlar.

Erkekler daha çok şu türkülü oyunları oynarlar: Aşağıdan Gelen Hanım Oynasın, Et Koydum Tencereye Yar Geldi Pencereye, Mehmet’im Türküsü, Kâzım’ın Türküsü, Bilecik’in Altından Geçtim, Söğüt’ün Erenleri. Lefke’yi Kara Duman Bürüdü Zaptiyeler Kol Kol Oldu Yürüdü türküsü söylenerek seymen tutulur. (Erkekler kol kola girerek iki ileri bir geri yürüyerek bu türküyü söylerler.)

Kadın oyunları darbuka ile oynanır. Darbukanın yanında bir grup kadın türkü söyler. Oyunlar eşlidir. Karşılıklı oynanır. Oyuncular kaşık tutan ellerini, kaşık çalarak omuz hizasından aşağıya doğru ritimli şekilde indirir ve kaldırırlar. Omuz titreterek karşılıklı gidip gelme, birbirlerinin yerine geçme, daire şeklinde olma, çökme şeklinde oynanır. Bu oturarak çöküm, dağlardaki kekliklerin sekişi gibidir. Oyunlar genel-de ağırdır, bazı yerde hızlanır. Oyunların ağırlığı ne Osmanlı kadın deyimi içindedir.

Erkeklerin oyunları ise daha serttir. Sanki dövüşme gibidir. Müzik eşliğinde düşmanla savaşmaya, mücadele etmeye benzer. Düşman karşısındaki asaletini, oyunlarda gösterir efeler. Kaşıkların sesi ve savaştaki kılıçların şakırtılarını, atların nal sesini andırır. Mesela Et Koydum Tencereye oyununda savaş hali iyice bellidir. Hele ok atışları açıkça anlaşılır; yan yana sırt sırta düşmana ok atılır.

Oyunlar, ağırdan başlar, yavaş yavaş hızlanır. Karşılıklı ve daire şeklinde oynanır. Yere diz vurulur, oyuncular çökerek omuzlarını birbirine vurur. O sırada kolların aldığı durum, kişinin savaşta ok atma durumu gibidir. Meydan okuyuş vardır. Bu sırt sırta vuruş, omuz omuza gelme birliğin-beraberliğin kardeşliğin ifadesidir sanki. Güçlülüğün, mağrurluğun sembolüdür. Oyunlarda çalgı olarak saz, darbuka kaval, flüt, davul vardır. Oyun esnasında oyuncular türkü söylemez; saz çalanlar oyunun türküsünü söylerler.

Oyunlar, rast gele bir sırayla oynanmaz. Usta oyuncular ilk oyundan başlayıp, sırasını bozmadan son oyuna kadar oynarlar;oyun bozanlık büyük ayıptır.
Oyunların sırası şöyledir:

Bilecik çiftetellisi, karşılama, Bilecik zeybeği ve Söğüt’ün erenleri.Kadınlar ise aşağıdan gelen hanım oynasın, ay oğlan Tatar mısın, oğlan adı İsmail, kız pınar başında, et koydum tencereye, kralın kızı, halıyım ben (Dodurga Zeybeği), cezayeri’nin harmanları savrulur, elmalar ezik olur dalında nazik olur gibi türkülü oyunları oynarlar.
Oyunlar kadın erkek bir arada oynanmaz. Kadın ile erkek tarlada, bağda, bahçede çalışmada beraberdir. Fakat eğlence oyununda ayrıdırlar.

Erkek ve kadın oyunları kaşık ile oynanır. Kaşıkların sapları kesiktir. Uçlarında püskül olan şimşir ağaçtandır.

Kadınlar manili oyunlarda kaşıksız oynarlar. Baş parmak ile orta parmağın birleştirilip aşağı, yukarı hareketi ile müzik sesi çıkartarak oynarlar. Oyun sözlerinde ise, iki elini birleştirip işaret parmakları sağ elin parmağı yukarı, sol aşağı çekilerek musiki sesi çıkartılarak oynanır


Maniler
Evliler: - Kiraz dalın eğmeli, Kızlar: - Bir taş attım camiye
Kirazını yemeli, Yuvarladı karşıya
Şu yetişen kızlara; Zamane gelinleri
İç güveysi girmeli... Yarım çanak turşuya!...
Evliler- Hoca geliyor hoca, Kızlar: - Aynaya bakamadım,
Ayağı koca koca Tokamı takamadım,
Kızları küçük sanmayın Küçükken gelin oldum;
Onlar istiyor koca... Kocama bakamadım...
Evliler: - Ocak başında fıstık, Kızlar: - Alvardan atlasana,
Lambayı yavaş kıstık, Ispanak toplasana,
Zamane gelinleri; Yenge sana ne dedik?
Taze kavrulmuş fıstık Ağzını toplasana!...

Müzik Kültürü
Halk Müziği: 
Bilecik’te yörenin konumundan dolayı zeybek ve kaşık oyunu türleri yaygındı. Bu nedenle, türkülerinde ve oyun ezgilerinde, bu türlerin etkileri seçilebilmektedir.
Karşılama, ritm bakımından dokuz zamanlıdır. 2+2++2+3 biçimindedir.Burada 2, 4, 9 zamanlı ezgiler çoğunluktadır. Zeybeklerin de dokuz zamanlı türüne çok rastlanmaktadır.2+2+2+3 düzümünün yanı sıra 3+2+2+2+ düzümleri de vardır.

Ayrıca dokuz zamanlı olan ağır oyun havaları, iki zamanlı olan tek oyun havası ile kaşık havalar vardır.Günümüze dek derlenmiş Bilecik ve yöresi türkülerinden 5, 6, ve 10 zamanlı örneklere rastlanmıştır. Karma ve bileşik düzümler oldukça azdır. Misket, kerem, kesik ve garip ayağından türküler çoğunluktadır. Türküler, genellikle bağlam ailesi eşliğinde (çura, divan, bağlama) tef, kaşık, zil, zurna, kavallar, davul, darbuka ile çalınıp söylenmektedir. Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi klarnet Bilecik yöresinde de görülmektedir.
Halk şiirinde birçok örneği bulunan atışmalı türküler, burada da görülmektedi
Nasıl Gidilir?
Karayolu : Otobüs Terminal Şehir merkezinde Atatürk Bulvarı üzerinde bulunmaktadır.
Yazıhaneler:
Yüksel Turizm : (+90-228)212 43 85
Eskişehir Buzlu Seyahat: (+90-228)212 12 73
İsmail Ayaz Turizm :(+90-228)212 90 00
Öz Bilecik Seyahat :(+90-228)212 84 14
Demiryolu : Tren istasyonu şehir merkezine 4 km. mesafededir.
 İstasyon Tel : (+90-228) 215 80 03
Bilecik Merkezinin ilçelere uzaklıkları
Söyüt .......... 29 km
Pazaryeri .... 30 km 
Bozhöyük .. 34 km 
Osamaneli .. 34 km 
Gölpazarı .... 44 km
İnhisar ....... 56 km
Yenipazar ... 81 km
Yapmadan Dönme

BİLECİK
YAPMADAN DÖNME
Ertuğrulgazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri ile Bilecik’ in Düşman İşgalinden Kurtuluşu, Ahilik ve Şeyh Edebalı Kültür Sanat Festivalini görmeden,
Şeyh Edebalı , Ertuğrulgazi, Dursun Fakıh Türbelerini; Metristepe Zafer Anıtı, Türk Büyükleri Platformunu ziyaret etmeden,
İnhisar’ın Narını, Pazaryeri’nin meşhur bozası ile helvasını tatmadan,
 Söğüt Ertuğrulgazi Müzesi gezmeden,
Pazaryeri Kınık Köyü toprak ürünleri almadan,


                                  Turizm Aktiviteleri 
Kültür Turizm
Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu’nun Orta Asya’dan 400 çadırla gelip Söğüt’te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yapması dolayısıyla farklı bir özelliğe sahiptir. İlin kuruluş tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip, tarihi-kültürel varlıklar bakımından zengin bir İlimizdir.
Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik’teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.
Kuruluş yıllarında inşa edilen eserlerin bir kısmı günümüze kadar sağlam kalabilmiş, bir kısmı ise Kurtuluş Savaşında Yunanlılar tarafından büyük tahribata uğratılmıştır. Ayrıca, diğer medeniyetlerden kalan kaya mezar, kilise, kale kalıntıları yanında Kurtuluş Savaşının simgeleri abideler ile içinde çeşitli kültürlere ait izlerin yer aldığı Söğüt Etnografya Müzesi önemli kültürel varlıklardır.
Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 717 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl Eylül ayının 2. haftası Pazar günü muhteşem törenlerle kutlanan “Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri”ne (Yörük Bayramı) çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen Kayı Boyu Yörükleri ile töre halkı mutlu, anlamlı güzel bir ortamın oluşmasını sağlayan bu törenlere ülkenin çeşitli yörelerinden gelen ve şenlikleri kendi bayramı olarak kabul eden on binlerce Yörük aşiretinin geleneksel, mahalli, rengarenk kıyafetleri, gösterileri ve ikramları ile izleyenlere Osmanlı Devletinin Kuruluş yılları yaşatılır.
Şanlıurfa’dan, Gaziantep’ten, Kütahya’dan, Afyon’dan, Kırıkkale’den, Balıkesir’den, Adapazarı’ndan... Türkiye’nin dört bir yanından gelen Yörükler, yurtdışından Kazakistan’dan, Kırgızistan’dan, Azerbaycan’dan, Tataristan’dan, Özbekistan’dan gelenler kuruluş yıllarının engin mana ve coşkusunu yaşatırlar.
Tören alanında çeşitli yörelerden gelen folklor ekiplerinin oyunları, paraşüt gösterileri, cirit oyunları, Yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır. Törenler üç gün devam eder. Törenlere katılan konuklara şifalı pilav ikram edilir.
Osmanlı’nın sağlam temeller üzerinde kurulmasında büyük emeği geçen ve Osmanlı’nın manevi mimarı sayılan Edebalı için Bilecik’te her yıl 6-7 eylül tarihlerinde çeşitli sanat, folklor ve kültürel etkinliklerin yer aldığı “Şeyh Edebalı Kültür Şenlikleri “ düzenlenir.
Gelen konuklara türbe çevresinde şenlik pilavı ve üzüm ikram edilir. Şeyh Edebalı Türbesi yanındaki Orhan Gazi Camiinde mevlit okunur,Şehir stadyumunda çeşitli spor müsabakaları yapılır.
                                                                  Tarihi Yapılar 


Söğüt Ertuğrul Gazi Müzesi
Söğüt ilçe merkezinde, Eski bir Türk evinin restore edilerek 2001 yılında hizmete açılmasıyla oluşturulan müzede Söğüt ve civarı ile yakın çevrede yaşayan Yörüklere ait etnografik ve arkeolojik eserler sergilenmektedir.
Müzede sancak, eski giyim ve kuşamlar, el dokuması kilim ve halılar, silahlar, ölçü ve tartı aletleri, peşkir ve para keseleri gibi etnografik eserlerin yanı sıra, sergilenen arkeolojik eserler arasında Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait sikkeler, Roma dönemine ait toprak kaplar bulunmaktadır.Detaylı Bilgi

Orhan Gazi Camii
Orhan Gazi tarafından yaptırılan cami, Edebalı Türbesi’ne 50 m. uzaklıktadır. Minarelerin camiye bitişik olması kuralına aykırı olarak, asıl minaresi ana binadan 30 m. uzakta bir kayanın üzerine inşa edilmiştir.
II. Abdülhamit zamanında önemli bir onarım gören cami, Osmanlı devri Türk mimari sana-tının dini mimari alanında ilk kubbeli yapı denemesinin örneğidir. Kubbe üzeri restorasyon sırasın-da kurşunla kaplandığı için Kurşunlu Cami adıyla da bilinir.


Hamidiye Camii
Söğüt ilçesinde geç Osmanlı döneminin neoklasik mimarı tarzdaki yapılarına güzel bir örnektir. 1903-1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılan cami kare planlı olup duvarları kırmızı kesme taştandır. İki minareli olduğu için halk arasında "Çifte Minareli Cami" olarak da tanınan yapının üstü kurşun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür.

Rüstem Paşa Camii
Osmaneli ilçe merkezinde, klasik üslupta yapılmış olan yapı, Ulu Cami adıyla da tanınır. Mimar Sinan'ın çıraklarından biri tarafından yapıldığı tahmin edilen cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kesme taştan inşa edilmiştir.

Çelebi Mehmet Camii
Söğüt ilçe merkezinde 1414-1420 yılları arasında Sultan I. Mehmet Çelebi tarafından yaptı-rılan cami, Osmanlı mimari sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan caminin 12 kubbesi bulunmakta olup II. Abdülhamit zamanında onarım gördüğü bilinmektedir.
Ertuğrul Gazi Türbesi
Ertuğrul Gazi Bey’e ait türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk olarak Osman Gazi tarafından açık mezar olarak yaptırılmış, daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiştir, çevresi geniş duvarlarla çevrili, ağaçlandırılmış bir bahçe içerisinde yer alan türbe en son 1886-1887 tarihlerinde II. Abdülhamit tarafından onarılmışt

Kasım Paşa Camii ve Külliyesi
Bozüyük ilçe merkezindeki cami, klasik Osmanlı camilerinin tipik örneklerindendir. 1525-1528 talihlerinde Kanuni Sultan Süleyman'ın komutanlarından Kasım Paşa tarafından Mimar Sinan-'a yaptırılmıştır.
Duvarları kesme taştan olan yapının tek kasnaklara oturan üç kubbeli son cemaat yeri bu-lunmaktadır. Giriş kapısı ve mihrabın yanındaki pencerelerin ahşap kanatları ağaç işçiliği ve fildişi kakmaları ile ilgi çekici olup minberi ak mermerden çeşitli renkte çinilerle kaplıdır. 1,75 m. yüksek-liğinde dört sütunun üstüne kare bir mermer levha konarak kürsü durumuna getirilmiştir.
Şeyh Edebalı Türbesi 
1208 yılında Horasan'ın Merv şehrinde doğan Şeyh Edebalı Osman Gazi'nin kayınpederi ve Anadolu'nun ilk Ahi şeyhlerindendir.
Türbe, Orhan Gazi tarafından; eski Bilecik şehrinin kurulduğu vadinin sırtında küçük bir te-pe üstüne yaptırılmıştır. Eskiden kubbeli olan türbenin üzeri sonra kiremit çatı örtülmüştür. Bir sa-lon ve iki ayrı odadan ibaret olan türbede, büyük olan odada mihraplı bir mescit bulunmaktadır. Diğer odanın ise sohbethane ve misafirhane olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Şeyh Edebalı ve yakınlarının bulunduğu kısmın tavanı kubbeli ve dikdörtgen biçiminde olup burada yedi büyük, dört küçük sanduka bulunmaktadır.


Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı
Bilecik-Adapazarı yolu üzerinde Vezirhan beldesinde bulunan yapıyı 17. yüzyıl başlarında Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. 1915' te sağlam olduğu bilinen çatı, bu tarihten sonra çökmüştür. Günümüzde dört duvarı ayakta kalmıştır.
Orhan Gazi İmareti
İpek Yolu’nun Bilecik'ten geçen bölümü üzerinde yapılmış olan imaretin (aşevi) duvarları; taş sıralar arasına tuğla konularak örülmüş, yığma duvar özelliğinde; yüksek, iki kubbeli bölümden oluşmuştur.

Mihal Bey Hanı (Taşhan)
Gölpazan ilçe merkezindeki han ilk dönem Osmanlı mimarisinin yapısal örneklerini taşı-maktadır. Kemerli giriş kapısının üzerindeki kitabeden, hanın 1318 yılında Mihal Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı iri taşlarla yapılmış hanın duvarları ve üzeri tuğla malzemeyle tonoz örtülüdür.

Kaymakam Çeşmesi
Söğüt ilçesinde, 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılan çeşme, Osmanlı mimarlık sanatının son örneklerindendir. Çeşme dört cepheli olup, üstü renkli çinilerle kaplıdır.
Kilise
İznik-Rum İmparatorluğu zamanında yapılmış Antik ve Bizans Sanatları karışımı üslupla yapılan kilise Osmaneli ilçe merkezindedir.

Metristepe Zafer Anıtı
Kurtuluş Savaşı’nın en çetin mücadelelerinin yapıldığı, önemli dönüm noktalarından olan İnönü Savaşları’nın kazanıldığı yer olan Bozüyük Metristepe'de şehitlerimizin anılarını yaşatmak amacıyla yapılan Metristepe Anıtı betonarme olarak 24 m. yüksekliğinde yapılmıştır. Anıtın üzerin-deki rölyeflerde, savaşa katılan birlikler ve komutanlarıyla ilgili bilgiler bulunur. Yakın tarihte yapı-lan restorasyon çalışmalarında anıtın dört bir tarafına ve anıttan ayrı olarak İnönü Savaşları ve tarihi telgrafları içeren dört adet rölyef ile anıtın ön tarafına iki ayrı kaide üzerinde heykeller yapılmış, çevresinde siperler kazılmıştır. Metristepe'de, her yıl l Nisan'da anma törenleri düzenlenmektedir.
İnönü Şehitliği
Bozüyük'e 6 km. uzaklıktaki etrafı çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili şehitliğin içinde çok sayıda şehit mezarı ve ayrıca mermerden yapılmış şehitlik nişan taşı bulunmaktadır. Her yıl l Ni-san'da "İnönü Şehitlerini Anma Günü" burada yapılır.


Saat Kulesi
Bilecik merkezinde İpek Yolu üzerinde seyahat edenlere zamanı bildirmek amacıyla dört cepheli olarak 1907 yılında II. Abdülhamit zamanında yapılmıştır.

Köprülü Mehmet Paşa Camii

1665 yılında Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan cami, Bilecik-Sakarya karayolu üzerinde Vezirhan beldesinde, Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı yakınındadır. Dikdörtgen planlı, duvarları kesme taştandır.
Eko Turizm
 Yayla Turizmi:
Kömürsu Yaylası:Bozüyük İlçe Merkezine 28 km. uzaklıkta köknar, karaçam, kayın, ardıç, titrek kavak ağaçlarıyla yaz mevsiminde yemyeşil çimen ve çeşitli çiçeklerle kaplı yaylada, 3-5 adet kaynak suyu bulunmaktadır. Kış turizmi açısından önemli yaylalardandır. Yayla 39 ha. Açık alan, 51 ha. Bozuk orman olmak üzere toplam 90 hektar alan kaplamaktadır. Yüksekliği 1700 m. olup, çiçekli yayla üçtepeler mevkii 1906 metredir.
Sofular Yaylası:İlçe Merkezine 25 km. uzaklıktaki çam ve köknar ağaçları ile kaplı yaylanın yüksekliği ortalama 1600 m. Civarındadır. Yayla turizmi açısından önemlidir. Yayla 104 ha açık alana sahiptir.
Kamçı Yaylası: Pazaryeri ilçesinin Bozcaarmut köyü yöresindeki yayla çam ormanları ile önem taşır. Kamp ve dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır. Köyün ilçe merkezine olan uzaklığı 15 km. olup, yolu düzgündür.


Dağ-Doğa Yürüyüşü 
Merkez : Abbaslık Köyü 
Bozüyük :1.Parkur: Kozpınar Köyü-Çiçekliyayla-Kömürsu Yaylası
2. Parkur:Muratdere Köyü-Atatürk Köşkü-Sofular yaylası- Kömürsu- Çiçekliyayla
Gölpazarı :Kurşunlu Köyü-Göldağ
Kanyon :Yenipazar, Karahasanlar- İnhisar, Harmanköy arası 3100 mt. Kayaboğazı.
Av Turizmi
Yaban Domuzu avı:

Merkez : Kurtköy, Abbaslık,Kapaklı Köyleri

Bozüyük :Dodurga, Cihangazi, Kozpınar Köyleri

Söğüt :Dömez Köyü-Dereboyu hudutları dahil

Gölpazarı :Küçüksusuz ,Büyüksusuz ,Karaağaç, Yeniceköy Köyleri

Osmaneli :Belenalan, Avdan, Düzmeşe Köyleri

İnhisar :Tozman Köyü

Yenipazar:Kuşça, Yukarıboğaz, Aşağıboğaz Köyleri




Oto Safari
Bozüyük :1.Parkur :Muratdere Köyü- Atatürk Köşkü- Sofular yaylası-Kömürsu yaylası - Çiçekliyayla

2.Parkur :Kozpınar Köyü-Kömürsu yaylası -Çiçekliyayla


Kamp-Karavan 
Bozüyük :Sofular Yaylası-Kömürsu yaylası - Atatürk Köşkü

Pazaryeri :Küçükelmalı Göleti- Uzunçam Yaylası...

Gençlik Turizmi 
Bozüyük :Sofular Yaylası

Pazaryeri : Bozcaarmut -Küçükelmalı Göletleri
İnanç Turizmi 
Şeyh Edebalı Türbesi : Şeyh unvanı ile tanınan Edebalı, aynı zamanda bir Selçuklu din büyüğü, Ahi başkanıdır. Ertuğrul Gazi’nin dünürü, Osman Gazi’nin kayınpederidir. Türbesi, eski Bilecik şehrinin kurulu olduğu vadinin sırtında küçük bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Orhangazi camisinden 50 m. Uzaklıkta, bir mescit, iki ayrı oda ve bir de giriş salonundan ibarettir. Kubbeli mekanın iki yanında, iki eyvanın oluşturduğu dikdörtgen planlıdır. Ortada sandukaların bulunduğu ana kubbeli bölüm kare biçimindedir. Tek bir girişi vardır. Yanlarda eyvan duvarlardaki değişik güzel işçilik gösteren pencereler, 16-17.yüzyıl işidir. Türbede Edebalı’nın ve yakınlarının yedi büyük, dört küçük sandukası bulunmaktadır.
Ertuğrulgazi Türbesi :Söğüt ilçesindedir. Türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk olarak Osman Gazi tarafından açık mezar halinde yapılan türbe daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline konulmuştur. Osmanlı mimar üslubunu taşıyan türbe tek kubbeli ve üzeri kurşunludur.H.1171-miladi 1575 tarihinde III. Mustafa tarafından tamirat görmüş, en son II. Abdülhamit tarafından yeniden inşa ettirilircesine ele alınmış, bir de antre eklemek suretiyle bugünkü durumuna getirilmiştir. Büyük duvarlarla çevrili bir bahçe içindedir.
Türbenin arka kapısının sağ ve solundaki çeşmeler 1986-1987 yıllarında yapılmıştır. Türbenin bahçesinde ve hemen yanında Ertuğrul Gazinin geçici mezarı da buradadır.
İpekyolu :
Orhangazi İmareti (Aşevi):Bilecik İl merkezinde, tipik bir han örneğidir. İpekyolu-nun Bilecik topraklarından geçen önemli bir bölümü üzerinde inşa edilmiş olması nedeniyle o devirde büyük bir hizmet görmüştür. Bina yüksek, iki kubbeli bir orta sahan ile alçak, iki kısa bölümden oluşmuştur. İki bölümün ortasını ayıran kemerin yüzeyleri alçı kabartma süsleriyle bezendirilmiştir. Bu tür işçilik Osmanlıların ilk devir mimarı üslubunun kabartma (malakari) örneklerindendir. Yunan işgali zamanında büyük hasar görmüştür.
Saat Kulesi:Bilecik İl merkezinde, şehre hakim bir yamaç üzerinde inşa edilmiş, dört cepheli, saat göstergeli olup, sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. İpekyolu üzerinde seyahat eden hacı kafileleri, ticaret kervanları ve seyyahlara saat başı çaldığı çan sesleriyle zamanı bildirmekteydi. Günümüze kadar gelmiş, yapılan restorasyon çalışması sonucu eski ihtişamlı görünüşünü kazanmıştır.
Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı:Bilecik-Adapazarı karayolu üzerinde Vezirhan Beldesindedir.. 17.yüzyıl başlarında sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. 1665 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Tipik bir han olmakla beraber, bir kervansaray örneğidir.
Uzunca dikdörtgen planında olan kervansaray üç bölümden oluşmaktadır. Arabaların çekil-diği orta bölüm, kervansarayın ana yapısı olan yan bölümlerden daha küçüktür. Kervansarayda konaklayanların oturmaları için yapılmış olanlardan bugün hiçbir iz kalmamıştır. 1915’te sağlam olduğu bilinen çatı bu tarihte çökmüş, günümüzde yıkıntı dört duvar durumundadır.

Sağlık Turizmi
 İçmeler:
Osmaneli-Selçik İçmeleri:Osmaneli ilçesine 9 km. uzaklıkta ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır. İçmenin suyu dört ayrı çeşmeden akar. Sodyum Klorür, Sodyum Bi Karbonat, Sodyum Sülfatça zengin olan kaynak suyunun sıcaklığı 15-20 C derecedir. Kaynaklardan toplam olarak saniyede 1 lt. su çıkmaktadır. Mide, Karaciğer, safra kesesi bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına iyi geldiği gibi böbrek ve mesane taşlarının eritilmesi ve düşürülmesinde etkilidir.
 Kaplıcalar:
Söğüt Çaltı Kaplıcası:Söğüt İlçesi Çaltı Beldesinde bulunan kaplıcanın suyu 30 km. uzaklıktaki bir kaynaktan gelmektedir. Bi-Karbonatlı olan suyun sıcaklığı 38 derece, debisi ise 5 lt/ sn’- dir.

Banyo ve içme şeklinde yararlanılan kaplıca; deri hastalıkları, mide rahatsızlıkları, romatizmal hastalıklar, nevrit, polinevrit ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.Günü birlik olarak yararlanılabilir.

Sportif Etkinlikler
BİLECİK
Sportif Etkinlikler
Kanyoning: Yenipazar, Karahasanlar- İnhisar, Harmanköy arası 3100 mt. uzunluğundaki kanyon kanyoning için elverişlidir
KAYNAK:www.kulturturizmgovtr

Hiç yorum yok:

Belgesel

Loading...

Video

Loading...

İlahi

Loading...

Zara

Loading...

Arabalar

Loading...

Komik - Şakalar

Loading...

Sportik

Loading...

Şehirlerimiz

Loading...
Loading...
BU ADRESTESİNİZ
Loading...